Tatili çoook seviyorum.( Kim sevmez ki dediğinizi duyar gibiyim) Artık büyüyen ve yuvalarından uçan sevgili oğlum ve kızım olmadan yapacağımız bir tatilin daha arifesinde daha önce hiç görmediğimiz Datça’ya gitmeyi planladık.
Malum her türlü uzağı yakın eden internet sayesinde kalabileceğimiz yerleri araştırırken “Datça Sosyal Tesisleri” ni gördüm karşımda. Teknolojinin diğer faydası telefonu aldım elime ve çevirdim numarayı. İsminin Meltem Bayar olduğunu sonradan öğrendiğim hanımefendi, akıcı Türkçesi ile karşılık verdi. Kısacık bir sürede kalacağımız yerle, Datça’nın tarihi dokusuyla ve otelle ilgili bir sürü şey anlattı ve bunu, benim bir sürü sıkıcı sorularıma rağmen, sesindeki o tatlı tını hiç değiştirmeden yaptı. “Biz aslında tadilat aşamasındayız, eksiklerimiz olabilir, sizi memnun edemeyebiliriz hocam.” Deyişindeki nezaket ve sizi önemsediğini ortaya koyan üslubuyla etkiledi beni. Eşimle de paylaştım, “Oraya gitmeliyiz ve bu kızımıza özellikle işini iyi yaptığı için teşekkür etmeliyiz.” dedim. Öyle de yaptık; ama etkileyen sadece o olmadı bizi.
Çevre düzenleyicisinden, temizlik görevlisine; aşçısından güvenlikçisine herkes çok güler yüzlü ve nazikti. Ne istediğinizi söylüyorsunuz ve hemen yapıyorlar; hiç gecikme yok. Hani derler ya” Kendimi evimde gibi hissettim.”diye. Abartmış olmayayım tabi ama gerçekten bize kendimizi iyi hissettirdiler. Bu yüzden onlara özellikle bu köşeden teşekkür etmek itiyorum ki işini iyi yapan insanlarımız da ön panda yer alsın, isimleri anılsın ve işini yap(a)mayanlara da örnek olsun.
Datça’nın bütün insanlarında bu güler yüzü görmeniz mümkün.Aktardaki amca, nazarlık satan satıcı kadın, yol tarif eden yaşlı teyze, bizi annesinin yaptığı el işlerinin yanına davet eden şirin çocuk, hastanedeki doktor, manavdaki tezgahtar…..Hepsi inanın o kadar içten konuşuyorlar ki…
Belediye Başkanı sanat ve sanatçı hayranı ve en önemlisi halk adamı. Hemen hemen her gün Antik Tiyatro’ da halka açık ücretsiz konserler, tiyatrolar, farklı etkinlikler düzenliyor. Sonuna kadar izliyor, sonra teşekkür ediyor, çiçeğini vs. sunarak sanatçıyı onure ediyor, sonra halkının arasında onlarla sohbet ederek orayı terk ediyor. İnanın çok etkilendim, bunu kendisine de söyledim, gayet mütevazı bir teşekkür edişi vardı ki görülmeye değerdi.
Datça yarımadası ise, koyları ve nefes kesen doğasıyla muhteşem bir yer, ayrı bir güzellik. Kaldığımız her gün ayrı bir koyuna gittik; ama bitiremedik ve hangisi daha güzeldi, kararını veremedik. Her birinin kendine has bir ayrıcalıklı dokusu var. Kendimi bambaşka bir dünyada gibi hissettim. Kışın bütün yorgunluğunu attım üzerimden; ama yoruldum. Ciğerlerime yerleşen oksijen, gözlerimde yeşilin her tonuyla oluşan ışıltı, bedenimdeki bu tatlı yorgunlukla İstanbul’a döndüğümde mutlaka dinlenip kendime gelmeliyim.
Sevgili dostlarım;
Bu satırları yazarken amacım her köşesi diğerinden daha güzel olan bu cennet vatanımızın bir köşesini size tanıtmak değildi; yani Datça’nın reklamını yapmak gibi bir niyetim yoktu.(zaten bunu da pek istemiyorlar) Her zaman çok önemsediğim işini iyi yapan insan portresine burada rastladığım içindi bu anlatımlarım. “Vatanını en çok seven ona en çok hizmet edendir.” Sözünden hareketle buradaki insanlar hem kendilerini, hem çevresindekileri, hem de vatanlarını çok seviyorlar. Biz de onları çok sevdik. Buraya yine geleceğiz. Hatta “Ben burada öğretmenlik yapmalıyım artık. “düşüncesindeyim. Kısmet. Haydi hayırlısı.
Son söz teşekküre layık olanlara…Resepsiyonda Meltem Bayar, Funda Akyıldız, Selim Aslan; mutfakta şefimiz Hakan Tekerek ve ekibine; Snack barda görev yapan Ferhat, Yaprak, Esra, Hidayet ve Birsel’e; restoranda Ufuk, Sancar ve Emrah’a ; baçıvanımız Osman Kulak’a ve adını burada anmayı unuttuğum görev yapan herkese yürekten teşekkür ediyorum bize kendimizi gerçekten iyi hissettirdikleri için.
| Maltepe Ekspres Gazetesi haber grubu kayıtları başladı. Mail adresinizi yazarak hemen üye olabilirsiniz... |
| Grubu Ziyaret Et |